Dab-der 20 jaar Jubileum

Jubileum Dab Der 1

Dab-der Den Haag

Openingstijden-Denhaag

Doelstellingen

image2

Het doel van de DAB DER is het zodanig ontwikkelen van activiteiten in een eigen centrum dat dit door alle gezindten kan worden gebruikt. Los van geloof, cultuur en geslacht, is iedereen welkom om gebruik te maken van het centrum.

onze vereniging

 IMG-20150424-WA001

Alevietisme is een filosofie, waarbij de mens centraal staat.
 
 
DAB-DER is een afkorting voor Den Haag Alevi-Bektasi Kultur Ve Tanitma Dernegi, de Alevitische Culturele Vereniging van Den Haag. Het Alevitisme is een humanistische filosofie, waarbij de mens centraal staat.
 
Het doel van DAB-DER is het zodanig ontwikkelen van activiteiten in een eigen centrum dat dit door alle gezindten kan worden gebruikt. Los van geloof, cultuur en geslacht, is iedereen welkom om gebruik te maken van het centrum. Het centrum moet een logische keuze zijn niet alleen voor bewoners uit de Haagse Schilderswijk en omstreken om te benutten. Ook voor gezondheidszorgers, welzijnswerkers, gemeente-ambtenaren en andere overheidsgelieerde instellingen dat zij ook gebruik kunnen maken van het centrum voor hun werkzaaheden in de wijk.
DAB-DER is al meerdere jaren een zeer actieve vereniging welk ontstaan is vanuit het Alevitische gedachtegoed. Met succes hebben wij al vele projecten in voornamelijk de Haagse Schilderswijk uitgevoerd. Niet alleen gericht op Alevieten, maar voor iedere bewonder van Den Haag en omgeving.
Het succes van de vereniging dankt zich aan twee belangrijke pijlers. Het bestuur, dat zich op een zeer gedreven manier inzet om haar doelen te bereiken en de leden, die zich erg betrokken voelen bij de vereniging. Tot nu toe heeft de vereniging al veel met haar eigen funding kunnen realiseren samen met de leden bijvoorbeeld ook financieel ondersteunen om het geld ten goede te laten komen aan de doelstellingen van de vereniging.
 
Ondersteunen van maatschappelijke vragen.
DAB-DER geeft ondersteuning aan buurtbewoners en haar leden voor diverse maatschappelijke vragen. Denk hierbij aan vragen over huurschuld, werkloosheid, gezinsproblemen of problemen op de werkplek. Bestuurders van Dab.Der bemiddelt of verwijst u indien nodig door naar de juiste instantie, voor bijvoorbeeld werk, taal en muzieklessen als dat nodig is.
Ook kan men uw belangen behartigen bij instanties of organiseert voorlichting bijeenkomsten en coördineert de hulp van die instanties waarmee u te maken heeft / zal hebben.

Adres:
Alevitische Culturele Vereniging Dab-Der
Monstersestraat 184
2512 PE Den Haag
E-Mail: info@dabder.nl
Telefoon: 070 2203421
Website: www.dabder.nl



   

 

 

Agenda
Belangrijke data

Lees Meer

Vereniging
Nieuwe leden aanmelden

Lees meer

Foto's
Bekijk onze laatste foto's

Lees Meer

Laatste nieuws

TV West over Dab Der

https://www.omroepwest.nl/tv/programma/170236333/Ik-denk-aan-jou/aflevering/170236336

lees meer

Opnieuw bloemen, nu voor de Belgische Am…

      De heer Hoornaert, de Ambassadeur van België in Den Haag, zei dat het in deze tijd van rouw goed is om dat samen te delen. Daarom wordt het gewaardeerd, dat...

lees meer

Dab-der doet mee aan Divers Den Haag

Een nieuwe organisatie doet mee aan Divers Den Haag. DAB-DER is de naam voor de Alevitische Culturele Vereniging van Den Haag. Het Alevitisme is een humanistische filosofie, waarbij de mens centraal staat. DAB-DER...

lees meer

20 jaar Jubileum Dabder

  Zie alle foto's op: http://myalbum.com/album/Gbqiac2yt3RC

lees meer

Verafschuwen terreuraanval in Parijs

Vandaag hebben we namens de Alevitische Platform Nederland een bezoek gebracht aan de ambassade van Frankrijk in Denhaag. De reden van onze bezoek was onze steun en medeleven te uiten...

lees meer

Katliam protesto edildi

SURİYE’de El-Nusra örgütü tarafından Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliamlar Hollanda’nın parlamento merkezi Lahey’de düzenlenen gösteride kınandı.Lahey Alevi Bektaşi Kültür ve Tanıtma Derneği (DAB-DER) tarafından Belediye Sarayı önündeki Spui Meydanı’nda düzenlenen gösteride “Alevi...

lees meer
13


Bugün 2 Temmuz. Sivas katliamının 21. yılı… Lafa gelince siyasi cinayetlere karşı olduğunu açıklayanların, hesap sorulması gerektiğini söyleyenlerin, adalet, hukuk ve özgürlük diyenlerin ne yapacaklarını 21. yılında bir kez daha yaşayarak göreceğiz. Çünkü Sivas lafın bittiği yer. Çünkü Madımak, on beş bin kişinin “yakın ula yakın” diyerek insanları yaktığı yer…

“Dokunaklı” laflar etmek kolay… “Eline silah alanlardan asla olmadım, desteklemedim” demek de kolay… Yunus Emre’den alıntı yaparak “yaratılanı severim, yaratandan ötürü” demek de… Türkiye’de iktidar olanlar için, devletin çarkı içinde yer alanlar için, siyaset yapanlar için zor olan Madımak Oteli önüne gitmek. Katliamı “olay” demeden “katliam” diyerek lanetlemek, o zihniyeti mahkûm etmek. Öldürülenlerin anısına oraya bir kırmızı karanfil bırakmak ve arkasından “rahmet” dilemek! Yapılanlardan dolayı özür dilemek! 21 yıldır otelin müzeye dönüştürülmemiş olmasının Türkiye için büyük bir utanç olduğunu söylemek… Bu gerçekleri bugün bir kez daha test edeceğiz. Bakalım Erdoğan, İhsanoğlu ve Demirtaş ne yapacaklar? Madımak önünde olacaklar mı? Göreceğiz…

* * *

Kürsüden “eşitlik, kardeşlik, özgürlük” lafları etmek kolay. Farklı olana saygı lafları da, Alevi'ye, Ermeni'ye, Kürde eşit mesafede olduğunu söylemek de… “Ayrımcı olmadık, asimilasyon yoluyla hiç kimseyi kendimize benzetmek istemedik” demek de… Halep oradaysa Madımak burada! Sivas katliamı tıpkı Gazi gibi, Roboski gibi ve diğer katliamlar gibi tavır belirlemede açık bir turnusol…

* * *

Siyasette güçler dengesi olmayınca ortalık yalandan geçilmiyor. Yalancı önce kendi yalanına inanıyor, arkasından da herkesi bu yalana inandırmaya çalışıyor. “Milletin adamı” oluyor, “göründüğü gibi olan adam” oluyor… Üstelik bu yalanlara inandırma çabasında en önemli araç da sürekli olarak din oluyor. İnsan konuşanın, Diyanet İşleri Başkanı mı, Başbakan mı yoksa Cumhurbaşkanı mı diye durup düşünmek zorunda kalıyor…

Dün cumhurbaşkanlığı adaylık konuşmasını dua ile başlatan Erdoğan konuşmayı duayla bitirdi. Yetmedi, bir kez daha mağduru oynadı, bir kez daha özgürlükçü oldu! Sanki 14 yaşındaki Berkin Elvan’ı “terörist” olarak işaret eden o değildi. Gezi eylemlerinde gençleri öldüren, yaralayan, yerlerde sürükleyen polisi kahraman ilan eden, “emri ben verdim” diyen sanki o değildi! Sanki, “Bay Kemal biliyorsunuz Alevi” diyen ve meydanlarda fiili olarak Alevileri yuhalatan, “Affedersiniz Rum” ya da “Bunlar Zerdüşt, insan değil” diyen kendisi değildi! “Dindar ve kindar gençlik yetiştireceğiz” diyen de…

Kendi kaynakları çok çorak ve kurak olduğu için Erdoğan bir kez daha konuşmasını Alevi erenlerinden alıntılarla besledi. Onları zorla “yalancı şahit” yapmaya çalıştı! Âşık Veysel, Yunus Emre ve Edibali alıntıları üzerinden insan ve özgürlük vurgusu yaptı. Sanki, Ali İsmail, Ethem, Abdullah gibi 10 gencecik insan “tesadüfen ölmüş” gibi “insanı yaşatmayan devlet payidar olmaz” diyen Şeyh Edibali’yi işaret etti…

* * *

Sol zayıf olunca, sağın alternatifi sağ olarak sunulunca, yalanı, vicdansızlığı ortadan kaldırmak bir yana, mücadele etmek bile zorlaşıyor. Sol zayıfladıkça toplumsal vicdan da hızla yok oluyor! Sivas’ı, Roboski’yi “yok saymak” ve “katliam” diyememek buradan kaynaklanıyor. “Kötünün iyisi” ehven-i şer oluyor! Fazla değil 20-25 yıl önce “İslami vurguları güçlü olan iki kişiden biri cumhurbaşkanı alternatifi olarak solun da adayı olacak” denseydi örneğin CHP’de buna inanan kaç kişi çıkardı?

Sol minderin dışında kaldığı, siyasi arenadan tasfiye edildiği için bu “fantezi” bugün gerçek oluyor! Bu yüzden bugün birbirine benzeyen, son 60-65 yıldır bütün yaptıkları ortada olan sağcıları “birbirinin alternatifi” gibi konuşmak zorunda kalıyoruz… Lafı uzatmaya gerek yok. Gördük ki; sol olmadan, toplumsal vicdan da olmaz, adalet de! Üçüncü bir seçeneğin olabileceğini hatırlamak yerine “ne yapalım mecburuz” demek daha kolay ve kararlıca savunuluyor… Sol, sol olmaktan uzaklaştıkça, kendisine göre bir alternatif yaratamayınca her söylediğinin tersini yapan Erdoğan, inandırıcı olamasa da özgürlükçüyü oynamaktan vazgeçmiyor. İşi, solun katılımcılığını simgeleyen “söz, karar, yetki halka” sloganına bile sahip çıkmaya kadar götürüyor!

Konuşmalarına duayla başlayıp, duayla bitirenlerden hiçbir yol olmayacağını göstermek için bir "üçüncü yol" yaratmak şart! Yoksa bunların “dualarını” daha çok duyacağız. Yetmeyecek, Fatiha surelerini ezberleyenlerin sayısı daha da artacak!

 
Etiketler: yazar,necdet saraç,Sivas, vicdan ve yalan…

Deel deze post

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Sponsoren

Lerarenhandleiding

Binnenkort meer informatie
over onze lerarenhandleiding

lerarenhandleiding-Alevitisme omslag

Tegen assimilatie en discriminatie

13

© 2014 Dab-Der  |  All rights reserved.

Joomla! Foutopsporingsconsole

Sessie

Profielinformatie

Geheugengebruik

Database queries